2 Ağustos 2010 Pazartesi

AH BENİM KARANLIĞIM

Hepimiz içimizde sonsuz sayıda farklı enerji ve özelliklerle doğmuşuz. Yaşam süreci içinde bu olasılıklardan hangileri içerdiğimiz potansiyelleri tamamıyla yaşatacak ve hangileri en guvenlı  ortamı oluşturacak diye, deneyimlerimizin sonuçlarını değerlendirip BEN dediğimiz formu oluştururuz.
 İnsanoğlu yapı olarak yüzlerce değişik kişilik taşıyan bir varlıktır. Öyle ilginçtir ki, bu kişiliklerin hepsi de çok farklı, birbiriyle tamamen ters uçlarda karakter özellikleri içerebilir.
Dünyanın kutupluluk yaratarak deneyim ortamı sağladığını ve buna "Dualite" denildiğini onlarca kez konuşmuştuk. Aynı şekilde hepimiz içimizde de dualite kuralları işliyor. Bir özelliğiniz yüzeyde  duruyorsa, mutlaka bu özelliğin tam zıddını da içerlerde bir yerlerde saklıyorsunuzdur.
İnsan tercihini kullanarak seçtiği ve ben resminin içine yerleştirdiği bir özelliğini kabul ederken,  tam zıddı olan özelliği yok saymayı tercih eder.
Bir düşünün bakalım hangimiz kendimizdeki  olumsuz ve yıkıcı yanlarımızın farkındayız?
"Ben çok güçlüyüm" diyen birisi, içinde çok kırılgan bir tarafı olduğunu görmek istemez
"Ben çok dürüstüm" diyen birisi, içindeki en kirli işler yapmaya meyyal tarafının olma olasılığını bile kabul edemez.
Sebebi çok açık; "Eğer kabul ederse kurduğu BEN kalesi yıkılacaktır".
İlk planda bu kabul ediş, senelerce özenerek bezenerek kurduğu yapının sonu gibi görünse de aslında temeli daha kuvvetli ve ayakları yere basan yeni BEN'in oluşumu için gereklidir.

EVRENDE YARATILMIŞ HER ŞEY SEVİLMEK VE KABUL EDİLMEK İSTER.
Buna sahip olduğumuz her kişilik te dahil. Sizin olan ne varsa hepsini onurlandırmalı ve kabullenmelisiniz. Çünkü sizi siz yapan, sizi tam yapan şey, tüm kişilikleriniz aslında. Sizin o beğenmediğiniz, gizlemeye çalıştığınız, olduğunu bile unuttuğunuz taraflarınızın, o çok cafcaflı, süslü cümlelerle, neon ışıklarıyla BEN olarak kabul ettiğiniz taraflarınızdan hiçbir değer farkı yok.
Bu kabullenilmemiş taraflarımız, bizim için çok önemli enerji parçaları içerir. Çoğunlukla da bu özelliklerimizi kabul edip, iyileştirip hayatımızın daha dengeli ve daha özgün bir ben olması konusunda çok aciz kalırız. Çünkü en zor olan kişinin kendisiyle dürüstçe yüzleşmesidir.
Diyelim sizin  en baskın özelliğiniz GÜÇLÜLÜK olsun. Sizin bu yanınızı kabul etmiş tarafınız için, zayıflık iğrenç bir şeydir ve dünyaya bu yanlarını göstermek olası zararlara açık hale gelmektir. İlginç olan taraf ise hayatınıza hep zayıf insanları çekersiniz ve onları ne kadar zayıf oldukları konusunda yargılarsınız. Önce siz kendi zayıf taraflarınızı kabul etmek zorundasınız. Zayıflık diyerek iğrendiğiniz o hassas yanlarınız olmadan başkalarıyla yakın ilişkiye giremez, onlara gerçekten ve gönülden yakınlık gösteremezsiniz. Sırf kendinizin zayıf yanlarınızı görmemek uğruna insan olma deneyiminin en önemli parçalarını kaçırırsınız.

İçimizdeki tüm enerjileri tanılayıp içimize alırsak içimizde "Farkındalıklı Ego" oluştururuz. Farkındalıklı Ego tüm özelliklerimizin oyunlarının farkında olup bizlerin bilinçli seçimlerle  yürümemize yardımcı olur.

Ana konuya geliyorum:
SİZ KABUL ETMEDİĞİNİZ HER ŞEYİNİZİ ASLINDA GÜÇLENDİRİYORSUNUZ.
Siz her yanınızın , her yönünüzün olduğunu bilip, bunların farkındalığıyla seçimlerinizi belirleyerek yaşam yolunda yürüdüğünüzü unutmayın. Sizin "yok bende" dediğiniz için görmediğiniz taraflarınız, aslında bu alışkanlığınızdan besleniyor. Yoksayarak kendinizin olduğu gibi Dünyanın da karanlık taraflarını güçlendiriyorsunuz.

DÜNYAYI İYİLİK DEĞİL, FARKINDALIK KURTARACAK

Ben her yönümle mükemmel ve iyiyim, yardımseverim, hümanistim diyen biri olarak Dünyanın iyiliği için uğraşmak sadece geçici pansuman çözümler üretir.

Işık Savaşçısının yolu,
"BEN HER YÖNÜNÜ BİLEN VE FARKINDALIĞIYLA YAŞAYAN BİRİYİM " diyen bakış açısıdır.

Sevgiyle kalın

Erkan Sarıyıldız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder